Bir kez daha Arakanlı kardeşlerimize yardım ulaştırdık

Bugün 23 Kasım 2019 ve Myanmar’ın Arakan bölgesindeyim. Bir sahil kenti olan Sittwe’de Arakanlı Mülteci kampları ve köylerde gıda dağıtımı yapacağım. 21 Kasım akşam saat 22.00’de Amsterdam’dan kalkan uöağımız Dubai’de aktarma yaptı ve 22 Kasım akşam 18.30 civarında Myanmar’ın Yangon havaalanına iniş yaptı. Havaalanında sorunsuz bir şekilde pasaport ve vize kontrolünden geçtikten sonra partnerimizin yoneticisi ve Arakan bölge sorumlusu Muhammed İbrahim havaalanı çıkışında beni karşıladı. Kısa bir musafahalaştıktan sonra beni otele götürdüler. Yarın sabah saat 10.00’da Sittwe’ye uçuşumuz için erkenden beni almaya gelmelerini söyledim. Sittwe, Myanmar’ın batısında Arakanlı müslümanların yaşadığı bölge. Sabah havaalanına yola çıktık ve pervaneli küçük bir uçakla Sittwe’ye uçtuk. Sittwe havaalanında yabancıların pasaport kaydı yapılıyor. Cıkışta bizi bekleyen şöförumuz bizi otele götürdü. Yangon’da iklim biraz nemli idi ama Sittwe’de iklim çok güzel. Guneşli, nem yok ve hafifce esiyordu. İlk defa 2017’de gelmiştim buraya, bundan dolayı her şey tandık geldi bana. Sittwe’deki ilk günümüzde bazı köyleri gezdim. 2012 de Budistler tarafından saldırıya uğramış köylerin bir tanesini görme imkanım oldu. İnsanların durumu içler acısı, çocuklar kadınlar, yaşlılar, hiç bir gelecek umudu yok. Çocuklar için okul yok, sağlık hizmetleri yok, yeme içme yok, her yer  toz toprak ve pislik içinde. Köyün kenarından bana 2 kilometre ilerde muntazam görünen ve evleri düzenli yapılmış olan bir köy gösterdiler. Bu köyün bulunduğu arazinin müslümanlara ait olduğunu söylediler. Budistlerin saldırılarından sonra katliamlar olmuş ve kurtulanların kaçtığını ve kaçamayanların öldürüldüğünü,  köyün yakıldığını söylediler. Boşalan bu köye Budistler için yeni evler yapılmış ve gelip yerleşmişler. Burada müslüman köyleri geniş bir bölge içinde bulunuyor ve bu bölgeye girmek yerel makamların iznine bağlı. Bölgeye girecek şahsın önceden Myanmar makamlarından izin alması gerkiyor. İzin alsan dahi saat 17.00’den önce bölgeyi terketmek gerekiyor. Aksi halde büyük sorunlar meydana geliyor.

Partnerimiz çalışma yapabilmemiz için gerekli müsadeleri almış ve çalışmalarımız için gerekli zemini oluşturmuş. İzinlerin alınması bizim için önemli bir durum. Müsadeniz olmaz ise  buralarda hiç bir yardım çalışması yapamazsınız.

Yarın inşaAllah dağıtımlara başlayacağız. Bugün malzemelerin bulunduğu depoya gittim ve bize gönderilen projede yazıldığı şekilde gıda maddelerinin alınıp alınmadığını kontrol ettim. 24 Kasım Pazar günü dağıtımları yapacağız. Gözlemlerime göre köylerde gerçekten çok büyük ihtiyaç var. Yoksulluk had safhada. Bu insanların bulundukları bölgeden dışarıdaki dünya ile tanışmaları imkansız. Hayat yokluk içinde bir kısır döngüde gelişiyor. Umut tükenince yaşam anlamsızlaşıyor.

Gençlerin çoğu evlenmek istemiyor. Hayrul Beşer diyorki. Bu genç 20 yaşlarında. Evli olup olmadığını sordum. Evlenmek istiyorum ama nasıl evleneyim. İmkanlarımız yok, şartlarımız çok ağır. Bir hiç içinde hayatımız eriyip gidiyor. Bunun yanında en önemlisi de evlenip çocuklarımız olduğunda onları da bu kötü şartlara sokmak ve bizimle aynı kaderi paylaşmalarını istemiyorum diyor ve hüzünlüce ‘evlenemem’ diyor.

Kamplarda kalanların durumları köylülerden daha iyi denilebilir. Kamplarda kısa zaman öncesine kadar bir kişiye ayda 13 kilo pirinç, un,  bir miktar tuz ve 1 litre sıvı yağ veriliyormuş. Şimdi ise pirinç ve 5000 KYAT veriliyor. Köylerdeki en ciddi sorunise  gıda, içme suyu ve sağlık hizmetleridir. Köylüler sadece yardım derneklerinden gelen gıda yardımlarıyla yetinmek zorunda kalıyorlar. Bir çok köylü ile konuşma imkanım oldu.

İnsanlar sahipsizler ve umutlarını yitirmişler. Bize kimse sahip çıkmıyor diye dert yanıyorlar. Dağıtımlar esnasında Kadir isminde yaşlı bir amca hamdolsun bu yaşımda bir Türk görmek nasip oldu diyerek beni kucakladı. Amine Hatun isminde yaşlı bir teyze kendisine vermiş olduğumuz gıda paketlerinin arasında yerde oturur vazitteydi. Yanı başına çöktüm ve başını sıvazladım. Gözlerimin içine derin derin bakarken birden bana sarılıverdi. Kim bilir anlatmak istediği ve anlatamadğı ne dertleri vardı. Bu manzara beni çok duygulandırdı ve hayatım boyunca unutamayacağım anılarım arasına dahil oldu.

Başka hangi yardım derneklerinin buralarda çalışma yaptıklarını sordum Türkiye’den iki isim verdiler.  Arakanlı’ların sorunlarının temelden çözümü için uğraşan tek ülke Türkiye diyorlar.

Hamd olsun, iki günde 512 aileye gıda dağıtımını sorunsuz tamamladık. Her aileye 50 kg pirinç, 10 kg un, 6 litre sıvı yağ  ve 1,5 kg tuz yardımı yaptık. Evrak tanzimleri ve raporları aldıktan sonra  26 Kasım tarihinde  sabah 9.30’da beni otelden aldılar ve Sittwe havaalanına geldik. Saat 12.05’te Yangon’a olan uçuşumuzun 30 dakika gecikme yaptığını öğrendim. Saat 16.30 da Yangon’dan Hong Kong’a ordan da Sri Lanka’nın başkenti Colombo’ya uçuşumuz olacak.  Bu arada Myanmar partnerimizin başkanı beni Yangon’da karşılayacak ve kısa bir görüşme yapacağız.  Muhammed Ibrahim ve ekibiyle vedalaştıktan sonra uçağa geçtim ve 12.30’da Yangon’a uçtuk. Yangon havaalanına indiğimde partnerimizin başkanı eşi ve kızı beni karşıladılar. Samimi bir görüşmeden sonra beni araçlarıyla dış hatlar terminaline götürdüler. Başkan son noktaya kadar bana eşlik etti. Arakan bölgesiyle ilgili önemli bilgiler verdi.

Dünyanın en mazlum ve mahrum coğrafyalarından biri olan Myanmar’ın Arakan bölgesinde muhtaç insanlara yardım ulaştırmanın mutluluğu ile bir diğer vazife yerim olan Sri Lanka’nın başkenti Colombo’ya uçtum.

 

Hollanda IHH Yönetim Kurulu Üyesi

Selami Yüksel