Küçük Ülkenin Büyük Problemleri

5 milyon civarında nüfusu, 10.452 km2 yüzölçümü ile Doğu Akdeniz’in küçük ülkesi Lübnan, Ortadoğu’nun etnik ve dini açıdan en karışık ülkelerinden biri. Bu karmaşık nüfus yapısı çatışmaların da başlıca sebebi. Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılması sürecinde Fransız mandası olan Lübnan, İkinci Dünya Savaşı döneminde, 1943 yılında bağımsızlığını kazandı.

Birçok dinsel ve etnik grubun birarada yaşadığı Lübnan’daki siyasi yapı, ülkenin kurucu belgesi olarak tanımlanan ve 1943 yılında üzerinde mutabakata varılan Ulusal Pakt çerçevesinde, siyasi görevlerin mezhepler arasında nüfuslarıyla orantılı olarak paylaştırılması esasına göre oluşturulmuştur. Ulusal Pakt ile Cumhurbaşkanının Maruni, Meclis Başkanının Şii, Başbakanın Sünni olması ve Parlamento üyelerinin Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasında 6/5 oranında paylaşılması kararlaştırılmıştır. Bu karmaşık siyasi yapı yüzünden ülkede siyasi istikrar bir türlü tesis edilemiyor. Bazen yıllarca cumhurbaşkanı seçilemiyor ve hükümet kurulamıyor.

 

Bu küçük ülkede son 55 yıl içinde bir çok savaş meydana geldi. 1967 Arap-İsrail savaşı, 1975-1990 yıllarında iç savaş, 1990-2005 yılları arasında Suriye’nin Lübnan’ı işgal hareketi, 2006 yılında İsrail ile yapılan savaşlar… Bu savaşlar neticesinde en az 150 bin kişi hayatını kaybetti, 350 bin kişi ülke içinde yer değiştirdi ve 1 milyon kişi ülkeyi terketmek zorunda kaldı.

2011 yılında Suriye’de çıkan iç savaştan dolayı en çok etkilenen komşu ülkelerin başında Lübnan gelmektedir. Savaşın ilk günlerinden itibaren Suriye’den Lübnan’a mülteci akını başladı. Savaşın devam eden yıllarında Suriye’den Lübnan’a 1milyon 200 bin civarında mülteci göç etti.. Böylece bu küçük ülkenin dörtte birine yakın kısmını Suriyeli Mülteciler oluşturdu. Bu mültecilerin, genellikle Suriye rejimi ile problemi olan sünni müslümanlardan olması, Lübnan’da nüfusun çoğunluğunu teşkil eden Şii ve Hiristiyanlar tarafından iyi karşılanmadı. Bun nedenle bu mülteciler, Lübnan’da sadece sünni müslümanların bulunduğu bölgelere yerleşmek zorunda kaldı.

Lübnan’daki iç karışıklık, siyasi istikratsızlık ve ekonomik problemler Suriyeli Mülteciler geldikten sonra, daha da artış gösterdi. Yeterince sanayi yatırımın olmadığı, işsizliğin yüksek seviyelerde olduğu ülkede, Suriyeli Mülteciler’in daha düşük fiyatlarda her sektörde çalışmaya başlaması bir çok Lübnanlı’nın işini kaybetmesine yol açtı. Bazı Lübnanlılar’ın ekonomik kaygılar nedeni ile, Hiristiyan, Maruni ve Şii’lerin de ideolojik kaygılar ile Suriyeli Mültecileri istememesi ülkedeki huzursuzluğu artırdı. Bu huzursuzluk, zaman zaman ülkede mültecilere karşı protestoların yapılmasına neden oldu. Bazen de mültecilerin kamplarına baskın yapmak ve hatta bazı bölgelerde kampları yakmak gibi büyük olayların yaşanmasına neden oldu. Bu olaylar neticesinde 200 kadar Suriyeli Mültecinin hayatını kaybettiği bilinmektedir.

Lübnan’daki Suriyeli Mültecilerin % 64’ü cüz’i bir gelir karşılığı çalışarak hayatlarını idame ettirmektedir. Ancak bu çalışanların da büyük bir kısmıda temel ihtiyaçlarını giderebilmeleri için yardıma ihtiyaç duymaktadır. Geriye kalan ve hiç bir şekilde çalışma imkanı olmayan % 36’lık bir kesim tamamen yardım kuruluşlarının yardımlarıyla yaşamlarını sürdürmektedir. Bu ülkedeki mülteciler, yaşamak için mücadele ederken aynı zamanda güvenlikleri konusunda büyük endişe duymaktadır.

Hollanda IHH olarak, Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 yılından beri, bu ülkeden komşu ülkeler, Türkiye ve Lübnan’a sığınmak zorunda kalan Suriyeli Mültecilere düzenli olarak yardımlarımızı ulaştırmaktayız.

Son olarak Lübnan’da 7 Şubat 2020 tarihinde Hollanda IHH Yönetim Kurulu Üyesi Yasin Küçük tarafından içinde temel gıda maddelerinin bulunduğu 1000 yoksul aileye gıda paketleri dağıtıldı.